Şimdi
Son bir kez daha düştüğüm yollar
Sonunun bana varacağını anladığım dönemeçler
Karanlığımı aydınlatan yıldızların,
Yollarıma umut şeridi oluşu,
İçimdeki hiçliğin büyürken,
Kaybolmayayım diye tutunduğum umutlar
Yolun sonunda tükenmek yokmuşcasına çabalarken
Nedir beni her seferinde kısır döngüne çeken
Bilmez misin ben de insanım
Yanılgılarım
Bir gün çığ olur da koparsa
Hissizliğime yoldaş olur da bu karanlığı daha da deşerse,
Söyle! Daha ne kadar direnirim?
Geçiyor şimdi önümden yitirdiğim tüm neşem
Arkasından bakan yılgınlığım ve gölgesi olmuş karanlığım
Gerek var mı artık direnmeye?
savaşmaya ?
Söyle bu muydu istediğim hiç!
Savruluyor gibi her yanışımın kül olmuş hatırası
Hani külden geriye kalan yeşermiş bir gül olurdu?
Gurbet mi gerek şimdi tüm benliğe?
Öyleyse şimdiye kadar ki neydi?
Onca yanışım kaçmak mıydı kendimden?
Ya tüm sessiz çığlıklarım, hiç mi ulaşmamış bir gönle?
Neyi bekler dururum karanlığa gömülmüş gönüllerden,
İnsanlıktan?
Ben bile duymamışım kendimi….
Anlıyorum galiba yavaştan?
Gurbet
İnsanın kendine yabancı oluşuymuş…
Bir veda niyetine dökülen tüm kelimelerim
Yabancısı olduğum benliğime sır perdesiymiş…
Durgunum şimdi içimde kopan onca fırtınaya rağmen
Seyrediyorum, yüzüme çarpan rüzgarın
Akmasın diye gözyaşlarıma siper oluşunu
Hissediyorum artık yavaştan
Rüzgarın benim için var oluşunu
Yanışımı körükleyen,
Küle döndüren,
Geriye kalanları
Hiç olayım diye taşıyan
ve benim için var eden.
Bu yüzdenmiş ruhumun esintisini arayışı…